Bu Sayfayı Facebook'ta Paylaşın!
şapka takamadan, güneş gözlüğü takmadan, beyaz pantolon giyemeden, şıpıdık parmak arası terliklere uzaktan bakarak geçen bir yaz. Ne feci! Anne kuş burada birkaç gündür; Fethiye’nin sıcağından kaçtığı için pek bi mutlu. Ben sabah gözümü açar açmaz pencereden baktığımda “offf yine mi” diyorum O ise “ayy ne güzel bir hava” diyor; beni delirtiyor
) Neyse yaz gerçekten enteresan geçiyor ama daha temmuz var; ağustos var; eylül var diyelim moralimizi bozmayalım. Havalar düzelsin diye beklerken yaptığım en keyifli iş ise şu sıra Wimbledan turnuvalarını seyretmek oluyor. Sharapova ve Williams’ın ahh uhh sesleri, yakışıklı Nadal’ın endamı ve 3 gün 3 gece süren Mahut&Isner maçları da olmasa hiç çekilmeyecek bu yağmurlu günler. Haa bir de çocukluğumuzun dizisi Cosby Ailesi’ne sardım şu sıra. Aradan yıllar geçti ama hala acayip eğleniyorum seyrederken ve de çok gülüyorum. Bir de Denise’n kıyafetlerine (yine) bayılıyorum. Olayı şimdi koltuğa bağlıycam. Tüm bunları kanepeye iki seksen uzanmış bi halde yapıyorum ve chester koltuklara bayılıyorum. Evimde chesterım yok; olmasını istedim hatta deri olmasını çok istedim ama paralar suyunu çekince koltukları yenileyemedim. Chester almak da bir başka bahara kaldı. Ne yapalım iyi uzanmalar diyerek haftaya da güzel başlayalım.
0 views





